Soru 1: İdari istinaf mahkemesinin kimi davalarda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvuru kapısının kapatılması, sizce, doğru mudur?

Yanıt 1: Efendim, istinaftakiler de hâkim, hem de kıdemli ve deneyimli hâkim. Zaten; istinafta karara bağlanan davada ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygunluğu denetlenmiş, dolayısıyla da kararın denetlenmesini isteme hakkı kullanılmış oluyor. Hem, adil yargılanma hakkı bakımından, davanın makul sürede çözümlenmesinde, taraflar için, yarar yok mu? İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de öyle demiyor mu?

Soru 2: Madem öyle, neden kimi davalarda verilen istinaf kararlarına karşı bu yol açık? Bu mantıkla, temyiz yolunun onlara da kapatılması iyi olmaz mı? Hem tüm davalar hızla ve az masrafla sonuçlanmış hem de Devlet temyiz merciinin varlığı dolayısıyla olan bina, personel ve malzeme masrafından kurtulmuş, vatandaşın vergileri de boşa gitmemiş olur.

Yanıt 2: Olur mu efendim? Onlar önemli davalarda verilen kararlar.

Soru 3: Öyle mi? Pekiyi bir davanın önemli olduğuna kim karar veriyor?

Yanıt 3: Devlet (adına Kanun koyucu).

Soru 4: Türk Devleti, hukuk devleti değil mi?

Yanıt 4: Olmaz olur mu? Anayasamızın 2’nci maddesinde, bu, açıkça yazılı. “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” diyor

Soru 5: Davayı açan devlet değil, benim. Ben, önemli gördüm ki, onca masraf ve sıkıntıya katlanıp davayı açmış bulunuyorum. Nasıl oluyor da, bir hukuk devletinde, devlet, davanın önemi konusunda, benim adıma karar verebiliyor?

Yanıt 5: … (“Devlet bu. Güç onda. Her şeyi yapabilir” diyeceğim ama, o zaman da devlet, hukuk devleti olmaz. En iyisi yanıt vermeyeyim.)

Soru 6: Bu soruya yanıt vermeyeceksiniz, o halde şu soruma yanıt veriniz: Devletin bütçesi büyük. Ona benim davam, bu yüzden, çok küçük ve önemsiz görünebilir. Ama, benim bütçem küçük, davam benim için büyük ve önemli. Bir şey daha: Yüz lirayla doksan dokuz lira doksan dokuz kuruş arasında, yüz lirayı doksan dokuz lira doksan dokuz kuruşa nazaran önemli kılan nedir? Bir kuruş mu? Bu bir kuruş, bir kararın temyize tabi olup olmaması bakımından ölçüt olma gücünü nereden alıyor? Devletin bakış açısından mı diyeceğiz?

Yanıt 6: Adaletin terazisini tutan el devlete ait.

Soru 7: Tamam, adaletin terazisini devlet tutuyor, doğru. Ama, teraziyi tutan el kefesine kimi davalarda parmağıyla, hafifçe de olsa, dokunursa, sonuç adaletli olur mu?

Yanıt 7: … (“Keyif onun. Kimseyi ilgilendirmez” desem mi acaba?! Ama, hukuk devletlerinde işler keyfi yürümüyordu, sanırım. Bu soruya da yanıt vermeyeyim.)

Soru 8: Hem, “Temyiz maddi uyuşmazlıkla ilgilenmez, hukuki uyuşmazlığı çözer; amaç, bir yasa/hukuk kuralının hükmünün ülkenin her yerinde aynı şekilde anlaşılıp aynı şekilde uygulanmasını ve böylece kanun önünde eşitliği sağlamak” demiyor muydunuz? Madem öyle, davanın temyize gitmeyen maddi uyuşmazlığının parasal ya da maddi değerinin, bu amaç bakımından, herhangi bir önemi olabilir mi? Dahası, kimi davalar bakımından aynı yasa için, “yanlış uygulansa da olur; sakıncası olmaz” ya da, konusal olarak temyize kapalı kararlarda uygulanan hukuk kuralı bakımından, “kimi yasaların, ülke genelinde nasıl uygulandığının önemi yok. Temyiz ilgilenmese de olur” denilebilir mi?

Yanıt 8: … (Hiç öyle şey olur mu? Yasa dediğin her yerde ve her davada aynı uygulanmalı. Bir yanlışlık yapılmışsa düzeltilmeli. Haklı. Ama, “haklısınız” dersem, temyiz yolunun tüm davalara açık olması gerektiğini kabul etmiş olurum. En iyisi, bunda da susayım.).

Soru 9: Temyiz yolunun, aynı yasanın uygulandığı iki ayrı davada verilen kararlardan birine açık, diğerine kapalı olduğunu varsayalım. Temyize gidebilen taraf, orada, yasanın maddi uyuşmazlığa doğru uygulaması sonucu, haklı çıksa; diğeri ise, davasını, yasanın hatalı uygulanması sonucu, ilk derecede kaybetse, istinaf başvurusu da reddedilse; sizce, bu iki davanın davacıları kanun önünde eşit olmuş olur mu?

Yanıt 9: (İşte, şimdi yanıt hazır.) Ama, kanun yararına temyiz müessesesi var. O işletilebilir.

Soru 10: Siz de biliyorsunuz, bu müessese sonunda karar kanun yararına bozulsa bile, bozma kararı kesinleşmiş olan ilk kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Durum böyleyken, bireyin bundan yararı ne olacak? Ona, davasını haksız olarak kaybettiğini göstere göstere, “Adaletin kestiği parmak acımaz” mı diyeceğiz?

Yanıt 10:

Sorularıma ya hiç yanıt vermiyorsunuz ya da vermiş olduğunuz yanıt tatmin edici olmuyor. Bu durumda, konu hakkında, daha fazla soru sormanın da bir anlamı yok. Teşekkürler.

Ben: Pekiyi. O zaman, izin verirseniz, ben bir soru sorayım. İstinafta verilen her karara karşı temyiz yolu açılırsa, Temyiz mercii, iş yükünü kaldıramaz hale gelmez mi? Gelirse, bu tarafların aleyhine olmaz mı?

Yanıt: Her karşılaştığınız sorunda başka ülkeler bunu nasıl çözmüş diye bakıyorsunuz. Bu konuda da örneklerini araştırmanın ne gibi bir sakıncası olabilir?

Ben: Pekiyi, Nasıl çözmüşler?

Yanıt: Örneğin (Sizde 1982’de kurulan bölge idare mahkemelerinin sınırlı görevli birer istinaf mahkemesi olduğunu kabul edersek) idari istinaf sistemine sizden sonra geçen Fransa’yı ele alalım. Kuşkusuz, başka önlemler de var, ama, temyiz başvurusunda bulunabilmek için, başvuruyu temyizde çözümlenecek hukuki uyuşmazlıkla sınırlayan ve temyiz yargılamasının gerektirdiği kimi koşullar öngörmüşler. Temyiz başvurusunda ancak hukuki uyuşmazlıkla ilgili olarak bulunabiliyorsunuz. Maddi uyuşmazlığı temyiz başvurusuna konu edemiyorsunuz.  Ayrıca; temyize gelirken bir bozma nedeni göstermek zorundasınız. Yani; Yüksek Mahkemeye, “Sizin tespit edeceğiniz bozma nedenleri uyarınca istinaf kararının bozulmasını istiyorum” biçiminde bir talepte bulunamazsınız. Mutlaka, “Şu, şu nedenlerle karar hukuka aykırıdır” deyip, bunu da gerekçelendirmelisiniz ki başvurunuz dikkate alınsın. Gösterdiğiniz nedenin de, ciddi olması; yani, alt derecede görülen davaya konu uyuşmazlıkla ve temyize konu edilen kararla ilgili olması da gerekiyor. Örneğin; sizde çok sık rastlandığı üzere, usule ilişkin bir iptal kararını idare esasa ilişkin nedenlerle temyiz edemiyor. Ya da, davası reddedilen davacı, ilgisiz bir yasa hükmünü göstererek temyize gelemiyor. Bu koşullardan herhangi birine uyulmaması halinde, başvuru, esasa girilmeksizin, ön incelemede geri çevriliyor. Böylece¸ hem temyiz müessesesi ülkede hukuk kurallarının aynı şekilde yorumlanıp aynı şekilde uygulanmasını sağlama (içtihat mahkemesi olma) görevini “istisnasız/kimi davalar temyiz denetimi dışında bırakılmaksızın” yerine getirmiş, hem istinaf kararından menfaati olumsuz etkilenen taraflara, (maddi uyuşmazlığın parasal değeri ve konusu ne olursa olsun), hukuki uyuşmazlığı ile ilgili olarak, temyize başvurabilme olanağı tanınmış, hem de temyiz merciinin iş yükü makul düzeyde tutulmuş oluyor.

Ben: Pekiyi, bu önlemler, bizde, başarılı sonuç verir mi?

Yanıt: İstatistikler, kimi başka etkenlerin de sayesinde, Fransa’da, bugüne kadar, ciddi bir sorun yaşanmadığını gösteriyor (2025 takvim yılında, idari mahkemelerde 334706, İdari istinaf mahkemelerinde, 32344; Danıştay’da 10809 adet dosya açılmış. Yani, ilk derecede açılan dava dosyalarının yalnızca %3’ü kadarı Danıştay’a kadar gelebiliyor. Sizde ise, bu oran çok yüksek). Bu etkenlerden en önemlisi de, Fransız kamu idaresinin kendisini hukukla bağlı hissetme, mahkeme kararına güven ve sorun çözme konusundaki duyarlılığı oluyor. Sizde, başlangıçta, sorunlar yaşanabileceğinde kuşku yok. Bunun için, koşullara uymayan başvuruda bulunma konusunda tarafları caydırıcı ya da hukuki uyuşmazlıklarıyla ilgili olarak temyiz yoluna gitmenin yararsızlığı konusunda (hukuki çözümde/içtihatta istikrar gibi) kendilerini ikna edici olabilen kimi ek önlemler gerekli olabilir. Ama; kendisi istisna olmayan bir temyiz sistemi oluşturulacaksa, olabilecek sorunları göze alıp bir yerden başlanması doğru olmaz mı?

Ben: Mevcut sistemde temyiz kanun yolu istisna mıdır?

Yanıt: Öyle değil mi? İdari Yargılama Usulü Kanununuzun 45’inci maddesinin 6’ncı fıkrasına göre bölge idare mahkemelerinin istinafen vermiş oldukları kararların kesin olması esas. Bu kararlara karşı ancak 46’ncı maddede yazılı sınırlı sayıdaki davalarda verilen kararlara karşı temyiz başvurusunda bulunabilme olanağı var. Böyle olunca, istinaf kural, temyiz istisna olmuyor mu?

Ben: Sonunda itiraf etmek zorundayım galiba: Haklısınız. Teşekkürler.