Tam adı, Hukukla Demokrasi İçin Avrupa Komisyonu » olan Venedik Komisyonu, bir Avrupa Konseyi kuruluşudur. Anayasa ve hukuk konularında danışmanlık yapması için Avrupa Konseyine üye 19 ülkenin katılımı ile kurulmuştur. Merkezi Venedik olduğu için de, kısaca Venedik Komisyonu olarak adlandırılmaktadır.

Bu Komisyonla Türk Kamuoyunun tanışması, ilk kez, 12 Eylül 2010 tarihli Anayasa Reformu dolasıyla olmuştu. O tarihlerde, hem siyasi organın temsilcileri, hem de yargı bağımsızlığına fatiha okuma sevdalısı yazar ve hukukçu « yetmez, ama evetçi » ler, bu Komisyonu ve kriterlerini dillerinden düşürmemişlerdi. Televizyon televizyon gezerek ya da gazetelerin köşelerinde, her gün her fırsatta bu Komisyonun kriterlerinden söz etmişlerdi. Hatta ; kriterlerden söz etmenin cazibesine Komisyonun o tarihteki başkanı da kapılmış ve Referandumdan beş gün önce Almanya’da Zaman gazetesine vermiş olduğu beyanatta, bu anayasa reformunun kabul görmemesinin Türkiye için felaket olacağı anlamında sözler sarfetmişti. Referandumda sonuç evet çıkar çıkmaz da, Venedik Komisyonu ve kriterlerinden söz edilmez olmuştu.

O tarihten kısa bir süre sonra, bir Danıştay Heyetiyle, 26 Eylül – 1 Ekim tarihleri arasında, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine, Yüksek Yargı Organlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi çerçevesinde bir çalışma ziyaretinde bulunduk. Danıştay Başsavcısı olarak da, heyetin başkanlığını ben yapıyordum. Venedik Komisyonunun temsilcisiyle yapılan çalışma toplantısında, heyet başkanı bıfatıyla yapmış olduğum konuşmama, metin dışı olarak şöyle başlamıştım: “Bugün, burada, Venedik Komisyonunun Sayın Başkanını görmek ve ona şöyle seslenmek isterdim. Venedik Komisyonunun hakimler yüksek kurulunun oluşumu ve üyelerinin seçimi konusundaki görüşünü biliyorum. Daha yakında, Bulgaristan Hakkındaki raporunu okudum ve çevirisini de yaptım. O Raporda Komisyonun söz konusu konulardaki kriterleri ile kabul görmezse Türkiye için felaket olacağını söylediği Anayasa değişikliğini karşılaştırdığımda benzer yönler göremedim. Aksine; değişiklikte, anılan Raporda ortaya konulan kriterlere tam bir aykırılık gördüm. Bulgaristan Raporuna imza koyan Başkanın Referandumdan beş gün önce yapmış olduğu açıklama, bir çift standart örneği. Siyaset adamlarının çift standartlarını anlarım; ama, Sayın Başkan bir siyasetçi değil, hukuk adamı. Hukukçuların çift standartları olmaz; ilkeleri olur. İlkeler de, ülkeden ülkeye değişmez. Doğrusu, Sayın Başkanın hukukçu kimliğiyle bu durumu bağdaştıramadım. Bu sözleri yüzüne karşı söyleyebilmek için, toplantıya o’nun gelmesini çok isterdim. Lütfen kendisine iletin”. Bu sözlerim, kendisine iletildi mi; iletildiyse, “yetmez, ama evetçiler”de görmediğim, ufak bir yüz kızarması yaşadı mı bilmiyorum.

Şimdi, yeni bir anayasa değişikliği gündemde, Kuşkusuz, değişiklik kabul görürse, kuvvetler ayrılığına ve yargı bağımsızlığına fatiha okumamız gerekecek. Ortada, bir anayasa değişikliği teklifi var; ama, ilginçtir ki, ne siyasilerin, ne de eski-yeni yetmez ama evetçilerin ağızlarından venedik kriterleri sözü çıkıyor. Ne oldu? Venedik Komisyonu lağvedildi de, bizim mi habeerimiz yok? Yoksa; o Komisyona gidilirse, eski desteğin sağlanamayacağından; teklifin hukuk ve demokrasi dışı ilan edileceğinden mi korkuluyor? Bizim bildiğimiz kadar; Venedik Komisyonu’na bir şey olmadı; yerinde duruyor.  Teklif, bir Venedik Komisyonu’na gönderilsin de görüşü alınsın bakalım; “ileri demokrasi ve hukuk devleti!” kriterlerine uyuyar mu uymuyor mu?

Not: Merak edenler için, Bulgaristan Raporunun tarafımdan yapılan çevirisini yazıma ekliyorum. Özellikle Yüksek Yargıçlar Kurulunun üyelerinin seçimi konusu ile Kurulda Adalet Bakanının başkan olarak bulunması konusundaki (koyu renkli) değerlendirmelere dikkatin çekilmesini öneririm. T.C.

Strasbourg, 16 Mart 2009

Görüş n° 2009/515

 

HUKUKLA DEMOKRASİ İÇİN AVRUPA KOMİSYONU

(VENEDİK KOMİSYONU)

 

 

 

 

BULGARİSTAN YARGI ORGANI KANUNU TAMAMLAYAN VE DEĞİŞTİREN KANUN TASARISI HAKKINDA GÖRÜŞ

                                                                         Çeviren: Turgut CANDAN

Danıştay Yedinci Daire Başkanı

 

   

  1. Harry GSTÖHL (Üye, Liechtenstein)

ve

  1. James HAMILTON (Yedek Üye, İrlanda)’nin

Gözlemlerine Dayanılarak

Venedik Komisyonu Tarafından 78’inci Toplantısında Kabul Edilmiştir.

(Venedik, 13-14 Mart 2009)

GİRİŞ

  1. Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi M. İvan Petrov tarafından, 8 Ocak 2009 günlü mektupla, Bulgaristan Yargı Organı Kanununu Tamamlayan ve Değiştiren Kanun Tasarısı hakkında görüş istenilmiştir.
  2. İşbu görüş, Venedik Komisyonunun daveti üzerine raportörlük yapan, MM. Gstöhl ve Hamilton’un (CDL ‘2008’ 038 ve 039) gözlemlerine dayanılarak oluşturulmuştur.
  3. İşbu görüş, Venedik Komisyonunun (Venedik, 13-14 Mart 2009) tam üye sayısı ile yapmış olduğu 78’inci toplantısında kabul edilmiştir.

GENEL İNCELEME

  1. Genel ilkeler, Yüksek Yargı Konseyi, Yüksek Yargı Konseyi Teftiş Kurulu, mahkemeler ve duruşmalar, savcılık servisi, ulusal soruşturma servisi, statü, atama, disiplin incelemesi, yargıçların görevden alınmaları, savcılar ve sorgu yargıçları gibi çeşitli konuları düzenleyen, ayrıntılı 409 maddeden oluşan Yargı Organı Kanunu ( Yargı Sistemi Hakkında Kanun da denilen kanun, bundan sonra, yalnızca « Kanun » olarak zikredilecektir.) 2007 yılında kabul edilmiştir.
  2. Yargı Organı Kanununu Tamamlayan ve Değiştiren Kanun Tasarısına, ayrıca bir de gerekçe eklidir. Bu gerekçeye göre, Tasarı, Bulgaristan Cumhuriyetinin Avrupa Birliğine Üyeliğinden ve Anayasada 2006 ve 2007yıllarında yapılan değişikliklerden sonra, Avrupa Organları (rapport de monitoring de la Commission européenne et rapport d’experts européens) ve yargıçların önerileri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
  3. Kanun Tasarısı da, sayısız Kanun hükmünü değiştiren tam bir dokümandır. Değişikler, çoğu süre değişiklikleri ve benzer sorunları düzenleyen teknik konularla ilgilidir.

YARGI ORGANI KANUNUNU (KANUN) TAMAMLAYAN VE DEĞİŞTİREN KANUN TASARISI

  1. Kanun Tasarısı ile getirilen başlıca değişiklikler şunlardır :
  2. Soruşturma Servisinin yeniden yapılanmasına ilişkin olan ve bu servis üzerinde Başsav- cının denetimini güçlendiren değişiklikler;
  3. Yüksek Yargı Konseyi ile ilgili – bu organı güçlendiren- değişiklikler;
  4. Yüksek Yargı Konseyinin tüm yargıç ve savcılar için bir deontoloji kodu kabul etmesini gerektiren düzenleme;
  5. Disiplinle ilgili düzenlemelerde değişiklikler.
  6. Venedik Komisyonundan, Kanun hakkında değil, fakat, bu Kanunda yapılması öngörülen değişiklikler hakkında görüş bildirmesi istenilmiştir.

Soruşturma Servisi

  1. Kanunun 148’inci maddesi, merkezi bir Ulusal Soruşturma Servisi (NİS) öngörmektedir. Yargı çevrelerindeki soruşturma servisleri kaldırılmakta ve yerlerine NİS nezdinde ülke çapında yetkili birimler konulmaktadır.
  2. 141’inci madde uyarınca, Başsavcı, NİS’in önceliklerini belirler ve yöneticisi de Başsavcıya rapor verir. Başsavcı, ayrıca, güvenlik soruşturmaları hakkında, savunma ve içişleri bakanlıklarının raporlarını da alır. 138’inci madde uyarınca, Başsavcı tarafından tayin edilecek bir savcının yönetimi altında, uzman soruşturma kuruluşlar arası birimler oluşturulabilir.
  3. Kanunun, savcılık servislerinde, özel (spesifik) işler hakkında alt dereceli savcılara talimat verme ve onlardan rapor alma konusunda yetkili, yüksek dereceli savcılardan Başsavcıya kadar uzanan, hiyerarşik yüksek bir yapı öngördüğünü işaret etmekte yarar bulunmaktadır. Uzun zamandan beri Bulgaristan’da kimi savcılar nezdinde bir bozulma sorununa işaret edilmekte olduğundan; bu yapı, anılan sorunlu mücadele için uygun görünmektedir.
  4. Bununla birlikte, savcıların, genellikle geleneksel sovyet tipi proküratör modelinde rastlanılan yetkileri muhafaza ettiklerini not etmek uygun olur. Örneğin ; 145’inci madde, savcılara, onların bilgi ve belge elde etmelerine, soruşturma yapmalarına, vatandaşları ve tüzel kişilerin temsilcilerini huzurlarına çağırmalarına, bütün Devlet organları, vatandaş ve tüzel kişi temsilcileri için uyulması zorunlu hukuki emirler yayınlamalarına izin veren, geniş yetkiler tanımaktadır. Bu yetkiler, yetki ya da izin almak üzere mahkemeye başvurmaya gerek olmaksızın kullanılabilir niteliktedir. Ayrıca ; 145.5’inci madde, savcının, yasaya aykırı işlemlere (açıkça son söze sahip olduğu açık olmasa ve itiraz konusu işlemin yasallığının bir mahkemece doğrulanabilme olanağı bulunsa bile) itiraz etme hakkını tanımaktadır. 146’ncı madde, savcıya, mahkemenin kararı olmaksızın, bir tutuklunun derhal salıverilmesini emretme yetkisi vermektedir[1]..

Yüksek Yargı Konseyi

  1. Kanunun düzenlediği temel konulardan biri, Bulgaristan Anayasasının 130’uncu maddesi uyarınca kurulan ve yargı gücünü temsil ve onun bağımsızlığını garanti eden (madde 16) daimi organ ve tüzel kişi olarak tanımlanan Yüksek Yargı Kuruludur.
  2. Yüksek Yargı Konseyi, Bulgar yargı sisteminde, önemli bir yer işgal etmektedir. Venedik Komisyonu, – Anayasa ile ilgili olarak – n° 444/2007 sur la Constitution de la Bulgarie(CDL-AD(2008)009)[2] görüşünde, çok sayıda eleştirel yorumlar yapmıştır. Bu yorumlardan bazıları şunlardır :

–          Basit çoğunlukla parlemento tarafından seçim : Venedik Komisyonu, 11 üyesinin, basit çoğunlukla, Parlamento tarafından seçilmesinin (Görüş’ün 24 ila 26’ncı paragrafları), Yüksek Yargı Konseyinin politize olma riskini artıracağı ve bağımsızlığını tehdit edeceği görüşündedir.

–          Yüksek Yargı Konseyinin Başkanı Olarak Adalet Bakanının Rolü : Ayrıca, (29 ila 32’nci paragraflarda) Adalet Bakanının Yüksek Yargı Konseyindeki fonksiyonu da eleştirilmiştir. Bu eleştiri, Adalet Bakanının (oy hakkı olmamasına karşın) Yüksek Yargı Konseyine başkanlık yapması ve yargıçların atanmaları ve görevlerine son verilmesi için Konseye teklif sunma; yargı bütçe tasarısını hazırlama, atama, terfi, derece tenzili, tayin ve göreve son verme önerilerinde bulunma; yargı sisteminin varlıklarını yönetme ve yargıç, sorgu yargıcı ve savcıların mesleki kuruluşlarına katılma yetkilerine anayasal hak olarak sahip olmasıyla ve bunun da, bakanın, Kurulun faaliyetlerinde motor unsur olmasına yol açmasıyla ilgilidir

–          Yargıç, soruşturma yargıcı ve savcıların Yüksek Yargı Organında Temsili : Venedik Komisyonu, yargıç, soruşturma yargıcı ve savcıların Yüksek Yargı Konseyinde toplanmış olmalarından değil, fakat bu ortak organizasyonun, bu üç organdan birinin diğerlerinin idarelerine fazla karışmasına yol açacak şekilde aralarındaki ayırımı gölgelemesi olanaklı bulunduğundan, yargı bağımsızlığı için risk görmektedir (Görüş’ün 34 ila 40’ıncı paragrafları).

  1. Kanun Tasarısı, Yüksek Yargı Konseyinin yetkilerinde kimi değişiklikler öngörmektedir. Bakan, başkan olarak kalmakla birlikte, yokluğunda, bir başka üye toplantılarda başkanlık yapabilmektedir. Tercih edilenin, Bakanın başkan olarak kalmaması olmakla birlikte; rolünün azaltılması, iyi yönetim için bir adım oluşturmaktadır.
  2. Kanun Tasarısının Yüksek Yargı Konseyince, yargıç, savcı, soruşturma yargıcı ve yargı personeli için bir deontoloji kodu kabul edilmesini öngörmesi, takdire şayan bir girişimdir. Yeterince somut olarak kaleme alındığı ölçüde, bu kodun disiplin prosedürü için temel olarak kullanılışı, uygulanan kurallarla ilgili hukuki kesinlik sağlayacaktır.
  3. Yüksek Yargı Konseyi, ayrıca, yargıçlar dışında kalan yargı görevlilerinin sayısını da belirlemektedir. Bu konudaki istek, Yüksek Yargı Konseyine bağlı bütçenin yöneticisi tarafından yapılır ve bu nedenle, bu bütçe tarafından finanse edilen yargı görevlilerinin sayısı, bizzat, Yüksek Yargı Kurulunca saptanır. Bütçe ile ilgili argümanların kolaylıkla izlenebilir olmasına karşın, (bütçe kadrosu içinde) yeterli sayıda yargı görevlisinin, Yüksek Yargı Konseyinde temsil edilmeyen çeşitli organlarda da görevlendirilip görevlendirilemeyecekleri sorulabilir. Bununla birlikte ; yanıt, teorik tartışmalardan çok, günlük pratik tarafından verilebilecektir.
  4. Yüksek Yargı Konseyi nezdindeki Teftiş Kurulu, merkezi Sofya’da bulunan bir tüzel kişidir. Üyelerinin (başmüfettiş ve müfettişlerin) atanması, Ulusal Meclisin seçimiyle olur (Kanunun 49’uncu maddesi). Teftiş Kurulu, mahkemelerin, savcılık ve soruşturma yargıçlığı servisinin kuruluş ve işleyişinidenetimle görevlidir. Ayrıca ; Yüksek Yargı Kuruluna, faaliyetleri hakkında bir rapor ve yıllık program sunmak zorundadır (Kanunun 55.1.8 maddesi). Önerilen değişiklik, Konseye, yıllık program dışında, savcı ve yargıçların teftişini yaptırma yetkisi verecektir. Dahası, bilgiye hızlı ve yeterli ulaşım sağlayacaktır.
  5. Yüksek Yargı Konseyi üyeleri için bir güvenlik sistemi oluşturulmuştur. Bu sistemi, yargı sisteminin bütçesi ve yargı gücüne mensup personelin statüsü için konulmuş diğer kurallar oluşturmaktadır. Bu tip bir değişiklik, bizatihi yargı sisteminin bağımsızlığını işaret ettiğinden yararlıdır.
  6. (Taşınır ve taşınmaz) malların yönetimi, Kanunun 387 ila 390’ıncı maddelerince yapılır. Kanun Tasarısı, mevcut Kanunda Adalet Bakanına tanınan, bir organın varlıklarını (yargı organının idari yöneticisinin rızasıyla) başka bir organa devri yetkisinin Yüksek Yargı Konseyine devrini öngörmektedir. Bu öneri, açık olarak, yargı yerlerinin bağımsızlığının altını çizmekte ve gerçek bir iyileştirme olarak değerlendirilmektedir.
  7. Bununla birlikte; Venedik Komisyonu tarafından, önceki Görüş’de belirtilen ve aşağıda tekrarlanan belli sayıda sorun giderilmiş değildir. Yüksek Yargı Konseyinin Parlamento tarafından seçilen üyelerinin seçim sistemi, her zaman, politize olma riski taşımaktadır. Yargıc, savcı ve soruşturma yargıçlarının (atama ve disiplin konusundakiler gibi) yetkilerinin bir tek yargı konseyinde toplanmış olması, sorunlu kalmaktadır.

Disiplin Yetkileri

  1. Olumlu olduğu düşünülen değişiklikler, disiplin yetkisiyle ilgili olarak da yapılmıştır. 307’inci maddede, disiplin suçlarıyla ilgili olarak yapılan tanımlar, öncekinden daha belirgin ve deontoloji koduna yapılan gönderme takdire değerdir. Zira ; kabulü çok büyük bir açıklık getirecektir.
  2. Hakkındaki ceza davası dolayısıyla görevden el çektirilenin, dava sona ermeden görevine son verilemeyeceği belirtilmiştir. Daha önce Venedik Komisyonu raporunda eleştirilen hususlardan biri olan yargıç dokunulmazlığından söz edilmemektedir
  3. Kanun, disiplin jurisi önünde duruşma öngörmektedir; ancak, bu organın işleyiş tarzı ile ilgili düzenlemeler mevcut değildir (Bkz. 317 ile 320’nci maddeler). Önemsiz durumlar hariç, asıl kararlar, Yüksek Yargı Konseyince alınmaktadır (md. 320).
  4. Disiplin yaptırımının Yüksek Yargı Konseyinin üyelerinin 1/5’i tarafından önerileceğine dair düzenleme sorunludur. Zira; böyle bir durumda, suçlananlar da yargıçlardır (Md. 312.1.4). Suçlamanın, Yüksek Yargı Konseyinin üyeleri tarafından yapılması halinde; suçlamayı yapanlar, karar aşamasına katılmamalıdır.
  5. Suçlanan yargıcın dinlenilme ve juri önünde temsil edilme hakkı ile ilgili düzenlemeler, uygun görünmektedir. Fakat, asıl kararı almaya yetkili Yüksek Yargı Konseyi önünde temsil edilme ve dinlenilme hakkı ile ilgili hiçbir düzenleme mevcut değildir (313 ve 318.2’nci maddeler). Mahkemeye itiraz olanağı tanıyan bir düzenleme vardır (md. 323).

Diğer hükümler

  1. Yargı sistemini korumak amacıyla, Kanun Tasarısının 107’nci maddesinde, bir güvenlik servisi kurulması önerilmektedir. Bu değişikliğin temel amacının, Bulgar makamlarının yargı bağımsızlığı için tamamlayıcı bir aşama olarak görmelerine karşın, mali açıdan belirginlik sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
  2. 195’inci maddeye göre; yargıç ve savcılar bir siyasi partinin veya siyasi amaçlı bir kuruluşun üyesi olamazlar. Bunun Bulgaristan’ın hali hazırdaki durumuyla doğrulanabilir olmasına karşın, bu düzenlemenin gerekliliği üzerinde, zaman zaman, durulması önerilmiştir.
  3. Nihayet, Kanunun 67.2’nci maddesi, askeri mahkemelerde, aktif görevdeki general, amiral, subay ya da astsubay olabilen yardımcılar öngörmektedir. Bunlar, duruşmalara katılmaktadır. Yargıç veya savcı yardımcılığı yapan askeri personelin bağımsızlığını ve tarafsızlığını garanti eden düzenleme mevcut değildir. Belki, 68.3’üncü maddede, bunların birim şefleri tarafından önerilmeleri üzerine, askeri istinaf mahkemesi genel kurulunca atanacak olmaları, böyle bir garantiyi sağlayabilir (Bkz. Findlay/ Bileşik Krallık davası ‘1997’ 24 221 97/8).

Sonuç

  1. Önerilen değişiklikler, özel bir itirazı gerekli kılmamakta ve olumlu bir bütünlük içerisinde görünmektedir. Aşağıda değinilen az sayıda iyileştirmenin yapılması uygun olur.
  2. Kanun konusunda, yargı sistemi ile ilgili olarak, Venedik Komisyonu tarafından işaret edilen belli sayıda sorun (Bkz. yukarıda paragraf 14, not 2), hala giderilmiş değildir.
  3. Venedik Komisyonu aşağıdaki önerilerde bulunmuştur:

Soruşturma servisi ile ilgili olarak :

  1. Kanun.

– Savcılar, geleneksel sovyet tipi proküratör modelinde rastlanılan yetkilerin unsurlarını muhafaza etmektedirler (Örneğin ; 145 ve 146’ncı maddeler). Venedik Komisyonu, savcıların yetkilerinin mahkemelerin müdahalesini olanaklı kılacak biçimde yeniden gözden geçirilmesini önermektedir.

Yüksek Yargı Konseyi ile ilgili olarak:

  1. Önceki öneriler (Görüş no. 2007/444)

Yüksek Yargı Konseyinin parlamentodan tamamlanan üyelerinin seçimi, her zaman için politize olma riski taşımaktadır; bu nedenle, gözden geçirilmelidir.

Yargıç, savcı ve soruşturma yargıçlarının (atama ve disiplin gibi) yetkilerinin bir tek yargı konseyinde toplanması, sorunsal olarak kalmaktadır; gözden geçirilmesi gereklidir.

  1. Kanun Tasarısı

Bakan, Yüksek Yargı Konseyinde başkan olarak kalmakta; fakat, yokluğunda, başka bir üye toplantılara başkanlık yapabilmektedir. – Bakanın rolünün azaltılması takdire değer olmakla birlikte, bakanın başkanlık yapmaması tercih edilir.

Disiplin yetkisi ile ilgili olarak :

  1. Kanun

– Disiplin jürisi ile ilgili 317 ila 320’nci maddeler hakkında, Venedik Komisyonu, bu jürinin seçim usulüyle ilgili düzenlemeler yapılmasını önerir.

– Disiplin yaptırımının Yüksek Yargı Konseyinin üyelerinin 1/5’i tarafından önerileceğine dair 312.4’üncü maddenin düzenlemesi sorunludur. Zira; böyle bir durumda, suçlananlar da yargıçlardır. Venedik Komisyonu, suçlamanın, Yüksek Yargı Konseyinin üyeleri tarafından yapılması halinde, suçlamayı yapanların, karar aşamasına katılmamalarını önermektedir.

– Yargıç ve savcıların jüri önünde dinlenilme ve temsil hakları ile ilgili 313 ve 318’inci maddeler hakkında, Venedik Komisyonu, asıl kararı alan Yüksek Yargı Konseyi Önünde temsil ve dinlenilme hakkı ile ilgili düzenleme yapılmasını önerir.

Diğer hükümlerle ilgili olarak :

  1. Kanun Tasarısı :

– Yargıç ve savcılar, siyasi partilere ve amacı siyasi olan kuruluşlara üye olamazlar. Bunun Bulgaristan’ın hali hazırdaki durumuyla doğrulanabilir olmasına karşın, bu düzenlemenin gerekliliği üzerinde, zaman zaman, durulması önerilmiştir.

  1. Kanun

– Askeri mahkemelerde, yardımcı yargıç ve savcılar, aktif görevdeki general, amiral, subay ya da astsubay olabilmekte ve bunlar, duruşmalara katılmaktadır. Yargıç veya savcı yardımcılığı yapan askeri personelin bağımsızlığını ve tarafsızlığını garanti eden düzenleme mevcut değildir. Belki, 68.3’üncü maddede, bunların birim şefleri tarafından önerilmeleri üzerine, askeri istinaf mahkemesi genel kurulunca atanacak olmaları, böyle bir garantiyi sağlayabilir. Değilse, Venedik Komisyonu, bu tür garantiler önerir.

39.Venedik Komisyonu, Bulgar makamlarına, ek yardımlarda bulunmaya hazırdır.

[1]  Venedik Komisyonu, önceki görüşlerinde (özellikle, Makedonya savcılar konseyi ile ilgili kanun tasarısı hakkındaki görüşünde « ‘CDL-AD(2007/011’, paragraf 14 ila 16 ». savcıların mahkemenin müdahalesi ve denetimi olmadan kullanılan bu yetkileri eleştirmişti.

[2]  Venedik Komisyonu, Bulgaristan yargı sistemi reformu ile ilgili Görüşünde(CDL-INF(1999)005), Bulgaristan yargı sistemi hakkında kanunda değişiklik öngören kanun tasarısı hakkındaki Görüşünde (CDL-AD(2002)015); anılan sistemde reform öngören anayasa değişikliği hakkındaki Görüşünde(CDL-AD(2003)016), 1999 yılından itibaren Yüksek Yargı Konseyi bakımından eleştirel gözlemler formüle etmiştir: « 1999’dan buyana Venedik Komisyonu tarafından, aktüel değişiklikler çerçevesinde, Yüksek Yargı Konseyinin parlamentodan tamamlanan üyelerinin nitelikli çoğunlukla seçilmeleri sağlanarak, Konseyin politize olmasının önüne geçilmesi konusunda öneri formüle edilmiştir. Böyle bir düzenlemenin yokluğu, üyelerinin beşte birine bir yargıcın dokunulmazlığının kaldırılması konusunda istekte bulunma yetkisi vererek, Yüksek Yargı Kurulunun yetkilerini genişleten güncel değişikliklerden sonra, daha çok hissedilecektir. Üzülerek söylemek gerekir ki, özellikle, bir sorun hakkında oylamaya geçilmeden önce, işi inceleyerek Yüksek Yargı Konseyine görüş bildirecek bir komite kurulması ve yargıç dokunulmazlığının kaldırılmasını önerenlerin oylamaya katılmamaları konusunda olduğu gibi diğer Komisyon önerileri dikkate alınmamıştır. ».

 

http://www.venice.coe.int/docs/2009/CDL-AD(2009)011-f.asp